FIKRA

Üç Karadenizli ortaklaşa bir apartman yapmışlar, diyelim biri Sürmeneli, biri Oflu, biri de Rizeli...
İnşaat bitince geçip karşısına birer kahve söylemişler, eserlerini seyredip keyifle kahve içecekler.
Derken bir gürültü. Ne oluyor, demeye kalmadan apartman çökmüş...
Başlamışlar dövünmeye...
Sürmeneli bağırıyormuş:
"Yazık oldu benim demirlerime!"
Oflu da kumlarına yanıyormuş:
"O kumları dereden çektim, getirdim, yazık oldu!"
Rizeli gayet sakin:
"Ya çimento koysaydım, yazık olacaktı benim çimentoya!"
*******************************************************************************************
İKİ Karadenizli Amerika'ya gezmeye gitmişler, bir şehrin belediye başkanının hemşerileri olduğunu duyunca hemen yanına çıkmışlar, laf, sohbet derken başkana sormuşlar:
"Başkan burada kaç kat inşaat yaparız?"
"Sınır yok, istediğin kadar!"
"Yani on kat!"
"Dedik ya, istediğin kadar!"
"On yirmi, otuz, kırk elli..."
Belediye başkanı kızmış:
"İstersen yüz kat yap!"
Fırlamışlar dışarı, telefon edip hemşerilerini çağıracaklar, birden akıllarına gelmiş, başkanın odasına dönmüşler:
"Başkan o yüz katın üstüne, bir de kaçak, çekme kat yapabilir miyiz?"
********************************************************************************************
ADAM ev yaptıracak, bir kalfayla anlaşmış, kalfa işe başlamış ikinci gün adam gelip "O duvar, orada değil, burada!" diye yıktırmış...
Her gün bir değişiklik, öyle değil böyle, böyle değil öyle, odayı şuraya al, mutfağı buraya çek...
Kararsızın biri, dün dediğinden bugün cayıyor, sonunda kapışmışlar, kalfa "Bir daha karışırsan, bırakır giderim!" demiş...
Sonunda ev bitmiş, mal sahibi gelmiş, evi dolaşıyor, birden duraklamış:
"Yahu usta, on odalı eve bir tane kenef yapılır mı?"
"Senin gibi kararsız adama bu yeter! İki tane kenef olsa buna mı gireyim, öbürüne mi gireyim, diye altına yaparsın!"
*****************************************************************************************

Malum zamanların birinde KAYSERİ'DE Amerikalıların yardımı ile karayolu
çalışmaları yapılıyormuş.
Bölgeye yakın bir köyde de Köylüler bir patika yolu yapıyorlarmış.
Bunun için bir eşeği tepeye doğru kovalayıp onun geçtiği yeri sertleştirerek
yolu tamamlıyorlarmış.
Malum hayvan içgüdüsel olarak hedefe doğru en az yorucu yolu seçer ya!...
Bu köylüler, O sırada orada vazifeli olan bir Amerikalı mühendisin dikkatini
çekmiş.
Mühendis olanları merak ederek tercümanı -ya da karayolu projesinin bir Türk
Yetkilisi-ile yanlarına gitmiş
-"Kolay gelsin, ne yapıyorsunuz burada böyle?"
İçlerinden en uyanık olanı;
-"Yol yapıyoz" diye cevap vermiş.
-"E, bu eşek ne işe yarıyor?"
Köylü genel işlem sırasını şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nereden
geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
Amerikalı mühendis çok ilginç bulduğu bu fikre yerlere yatmış gülmekten:
-"Eee...Eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?"
-"O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoruz!!!!!"

****************************************************************************************

Sarhoşun biri üst baş dağınık bir halde karakola gelir, araba anahtarını göstererek komisere şöyle der.
--- Komiserim şu elimde gördüğünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce benim arabam vardı, şimdi yok. Arabamı çalmışlar...

komiser sarhoşa şöyle bir bakar,
--- Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakıyım şu haline bak...Devletin komiseri önünde böyle fermuarı açık dışarıda durmaya utanmıyor musun?
sarhoş pantolonunun önüne bakar ve şöyle der :

--- Aha, karıyı da çalmışlaaaaar...

****************************************************************************************

Salamon alabildiğine dalgın ve unutkan bir adamdır. Bir keresinde "Yeleğim kayboldi." diyerek hem kendisi çok üzülür, hem de karısı Rebeka'ya etmediğini bırakmaz. Bütün aramalar boşunadır. Zavallı Rebeka çeyizine varıncaya kadar her yeri arar, ama onu bulamaz.

Birkaç ay sonra Salamon sevinçle koşarak eve gelir ve müjdeyi verir:

- Rebeka müjjde bre, geçen sena kaybollan yeleğim bulundi.

- Ssayi mi be Salamon, nerede bulundi?

- Yahu, gömleğimin altına giymişim be!..

*********************************************************************************************

Yakışıklı bir Amerikalı çiftçi kasabaya inmiş. Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın almış. Çiftçinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören dükkan sahibi ona akıl vermiş :

- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı. Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür elinde taşı..!

Çiftçi, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru yürümeye başlamış. Yakışıklı çiftçinin yolunu bir kadın kesip :
-" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl gidebilirim ? ".

Çiftçi : - Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok yakın. Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!

Kadın : -" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, öpmeyeceğinizi nereden bileyim ? ".

Çiftçi : - Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan kova, koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp öpebilirim ? ...

Kadın : -" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir, çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...! Ben de tavukları tutarım..."

***************************************************************************************

UYANIK ŞOFÖR

Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....'

****************************************************************************************

ASMAK

Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar : 
-Ha sen ne yapayudun öyle? 
-Hiç kendimi asaydum... 
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi. 
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun'a baktıktan sonra cevap verir : 
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.

ARABAM DIŞARDA

Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara : 
-Pana pir roman lazum, demiş. 
Kırtasiye tezgahtarı sormuş : 
-Efendim agır mı olsun hafif mi? 
Temel : 
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.
 

PATATES

FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış. Yanındada bir ingiliz ve bir amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce ingiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde ingilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilize ilk testi başarıyla geçtiğini söyleyip amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan' ıda tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeesss"
 

TEK ASKER

Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş : 
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel? 
Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış. 
Komutan en sonunda : 
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince. 
Temel dayanamamış ve : 
-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!
 

ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM

Arkadaşı Karadenizliye sormuş: 
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır? 
-Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.

AĞAÇLARDAN GÖREMİYORUM

Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor : 
-Dursun ormanın güzelliğine bak. 
Dursun: 
-Ağaçlardan göremiyorumki.

AYNI YERDE

Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal'le Istanbul'da karsilasinca :
- Usak nasilsun pakayum?
-Iyiyum...
-Çocuklarin nasildur?
-Onlar da iyidur.
-Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü degisir...Temel arkadasinin karisinin geçen yil öldügünü hatirlayip hemen söyle der :
-Yani hala ayni mezarda mi yatiyii?

BULAŞIKÇI

Temel bir lokantanin önünden geçerken "Bulasikçi Araniyor" ilanini görmüs.
Hemen içeri girip patrona :
-Pen ha purada pulasikçiluk yapapilirum.
demis.Patron sormus:
-Kaç dil biliyorsun?
Temel hiç duraksamadan cevap vermis :
-On tört
Önce biraz sasiran patron sonra sinirlenmis ve :
-Sen benimle alay mi ediyorsun?
Temel :
-Valla önce sen paslattun...

BAS GAZA

Tir söförü Dursun ile muavin Temel kamyonlarina 6 metre yüksekliginde havaleli mal yüklemis gidiyorlarmis.
Birden bir tünel ve önünde bir uyari isareti :
"DIKKAT !! Azami Yükseklik 4 metre"
Muavin Temel, etrafa dikkatle bakmis. Sonra Dursun'a dönerek :
-Bas gaza usta ! Etrafta polis molis körinmeyu...

PEŞ KİŞİLUK

Cemal silahçi dükkanina girer ,
-Ha pi tapanca almak isteyrum.
Satici sorar :
-Nasil bir tabanca?
Cemal :
-Pes kisiluk...

DÖRDÜNCÜ MOTOR

Temel Reis , Idris reisle birlikte uçakla Istanbul'a gidiyormus.Bir sarsinti olmus.Herkeste bir telas...Pilot konusmus:
-Bir motorda ariza var.Ama meraklanmayin, üç motorla da gidebiliriz...
15 dakika sonra bir anons daha :
-Bir motor daha istop etti ama telaslanmayin, iki motorla gideriz...
10 dakika sonra pilot üçüncü motorun da bozuldugunu ama tek motorla da gidebileceklerini söylemis.
Temel Reis dayanamayip:
-Ula Idris Reis, ister misun simti törtünçü motor da pozulsun da hepten havata kalalum...

ARSLAN

Temel hayvanat bahçesinde gezerken açik buldugu bir kafesten içeri dalmis.
-Hoop ! Dur , ne yapiyorsun? Orasi aslan kafesi...
diye bagirmislar.Temel geri dönmüs ve kizarak :
-Sankim aslaninizu yedük...

SIKINTI

Temel Ingiltere'ye gidip gelmisti.Cemal sordu:
-Ula Temel ,sen incilizçe bilmeyidun.Çok sikinti çektin mu?
Temel :
-Hayir, asil sikintiyi inciluzler çektu...

SABIKA

Hakim Temel'e sorar :
-Sabikan var mi?
Temel :
-Hayir efendum, Allah'tan paska kimsem yoktur...

MAKİNİST

Temel'in kol saati durmus.Içini açmis ve içinden ölü bir karinca çikmis.
Temel:
-Uyy...Zaten pen tahmin etmistum makinistun öltügünü...

ÇARESİZLUK

Hakim Temel'e sorar :
-Niye adamin basina sandalyeyle vurdun?
Boynu bükük Temel :
-Ne yapayum ,çaresizluk efendum.Masayi kaltiramatum ki...

MERAK

Çok kalabalik bir belediye otobusunde yolculuk eden Temel'in ayagina iri yari bir adam basar....
Nasiri aciyan Temel, adamin yanina yaklasir ve sorar:
- Ula usak, sen nerelisun?
Adam, Temel'e bakar, nereli oldugunu söyler ve sonra da sorar :
- Niye sordun?
- Hic der Temel, bu cins ayular hangi memlekette yetisur diye merak ettum da.....

DEVEKUŞU

Temel avustralyaya devekusu avlamaya seyahata cikiyor.Orada malzemelerini hazirlayip maceraya atiliyor.
Bir viraji donunce bakiyor 10,15 tane devekusu.
Hemen arabayi durduruyor silahini dogrultuyor.
Devekuslari silahi gorunce urkerek kafalarini kuma gomuyorlar. Yani kendi akillarinca saklaniyorlar.
Temel etrafa bakiyor, ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
-ulan nereye gitti bu hayvanlar?...

SORU-CEVAP

Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz?
cevap:cuma namazinda gulmesinler diye..

TEMEL NET

Temel is için basvurmus.
- Önce bilgi testinden geçmen gerek, demisler ve sormuslar,
- Internet ne demektir?
- Ise ciremedum temektur.

TEMEL İSTİKAMET

Temel trene binmis, Kontrol gelmis, biletinin Istanbul'a oldugunu, trenin Ankara'ya gittigini söylemis.
Temel kendinden emin,
- Peçi maçinist yanlis istikamete cittigini piliy mi, demis.

TEMEL MAZERET

Temel askerligini yapiyormus. Bölükte kirk ere izin vermisler.
Geç kalirlarsa çadir hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa
affedilecekler. Kirk kisiden otuz dokuzu da geç kalmis, hep ayni mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At çatladi, tren kaçti, geç kaldum.
Derken kirkinci da tamamlanmis, Temel çikagelmis.
- Senin de mi atin çatladi, diye sormuslar.
- Hayir, demis. Yoldaki otuz tokuz at lesini geçemedum.

TEMEL İNGİLİZCE

Temel Ingiltere'ye gidecekmis. Lisan ögrenmesi gerek.
Dershaneye yazilmis. Ilk derste "come", yani "gel",demeyi ögretiyorlarmis.
Temel bu ise akil erdirememis. Ögretmene demis ki,
- Bu nasil istur, come yazaysun, kam okuysun, peçi, cel oldugunu nasil anlaysun?

TEMEL ARAP

Temel ayni otelde kaldigi zenci ile "Arap, arap!" diye dalga geçermis.
Bir aksam yatarken sabah beste kaldirilmasini istemis.
Zenci de gece usulca Temel'in odasina girip yüzünü siyaha boyamis.
Temel sabah kalkipta aynaya bakinca
- Tuh peni kaldiracaklarina, yanlislikla arabi kaldirmislar, demis.

TEMEL TAKLİT

Temel hergün okula giden ve çalisan oglunun defterinde tek bir yazi göremeyince nedenini sormus.
Oglan:
- Ögretmen tahtaya ne yazarsa aynen teftere geçireyrum O tahatayi silince pen te tefterimi sileyrum.
 

TEMEL FACİA

Kaptan Temel'in gemisi çok kötü bir firtinaya tutuluyor.
Batan gemideki tayfalar ölüyor. Bir Temel sag kaliyor:
- Pen de ölseydim, puyuk facia olacakti.

BAKAN        

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.
Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : 
-Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti :  
-Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. 
Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. 
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : 
-Bakan yüzme bilmiyor!

ÇORAP

Ayakları çok fena kokardı.Bir gün bir arkadaşına birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti. 
-Hay hay, dedi arkadaşı.Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü? 
Tiyatroya gittiler.Yerlerine oturdular.
Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı. 
-Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı. 
-Vallahi değiştirdim, dedi.İnanmazsın diye kirlileri de cebime koydum.bak!...

FİL SÜTÜ

İki arkadaş teneffüste konuşuyorlardı : 
-Bugün bir bebek gördüm, fil sütü içerek bir haftada on yedi kilo almış. 
-Allah allah, çok tuhaf. Kimin bebeğiymiş bu? 
-Filin!...

HEPSİ BİRDEN

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu : 
-Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı?  
Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu : 
-Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?  
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan : 
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.
Adamcağız şaşırdı : 
-Hepiniz mi?  
-Evet efendim, hepimiz birden.  
-Neden?  
Çocuklardan biri cevap verdi : 
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim! 

ELTİM GİLE GİDİYOM

Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş. 
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş : 
-Hanım, hanım! Nereye? 
Kadın dönüp : 
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.
 

DAHA ÇOK İSTİYOR

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı : 
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa? 
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim! 
Annesi yatıştırmaya çalıştı : 
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?  
-Olur anneciğim, barışırız. 
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu : 
-Yine ne oldu? 
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
 

ÖNEMLİ NEDEN

-Hayrola nereden? 
-Be be ben mi?Rad rad radyodan geliyorum... 
-Ne vardı radyoda? 
-Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da... 
-Eeee, ne oldu? 
-Bı bı bı bırak yahu?Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar

RESİM

Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kagığıdı görünce sordu : 
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım? 
-Çimenlikte bir keçi resmi. 
-Çimenler nerede? 
-Keçi hepsini yedi. 
-Ya keçi?... 
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.

GERÇEKTEN ÖLÜYMÜŞ

Otelciyi çağırdı : 
-Odalarım temizdir,  dediniz.Pire filan yoktur, dediniz.Bakın şuna! 
Otelci eğilip baktı : 
-Evet, o pire ama...Ölü...Ölü... 
Müşteri boynunu büktü, otelci de gitti. 
Ertesi sabah otelci : 
-Nasıl, dedi, rahat uyudunuz mu? 
-Valla uyuyabilseydim, belki rahat ederdim ama...Sizin o ölü pire yok mu? 
-N'olmuş ölü pireye? 
-Yoo...Siz haklıymışsınız...Gerçekten ölüymüş o pire...Fakat cenaze töreni o kadar kalabalık oldu ki... Eşi, dostu ahbabı, akrabası, bütün pireler hazırdı törende...

ODACILAR

İki müdür odacilarindan sikayet ediyormus. Ikiside kendi odacisinin daha aptal oldugunu iddia ediyormus. Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmisler. Bir tanesi zile basarak odacisini çagirmis ve demis ki: -Al su 50 bin lirayi, git bana en son model arabalardan birini al getir. -Basüstüne, diyerek çikmis odaci kapidan.Ardından diger müdür kendi odacisini çagirmis: -Git simdi bizim eve bak bakalim ben evde miyim?-Emredersiniz efendim , demis ikinci odaci. Tam kapida iki odaci karsilasmislar, onlarda müdürlerini çekistirmeye baslamislar. Biri demis ki: -Ya su bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbiryer açik degil ki! -O da bisi mi, asil benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadigini ögrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altinda telefon var açip sorsana!
 

DİLENCİ

Adam, kösebasindaki dilenciye para verirken gönlünü de almak istedi:
-Ayagin topal ama sükret,ya kör olsaydin?
-Körlügü de denedim be abi ,is yok! Yüzlük diye ellilikleri yutturuyolar...
 

EN İYİ VALİ

Adamın biri Erzurum'a vali tayin edilmiş.Gitmiş, görevi devralmış.
Halkı ve çevreyi tanımak için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş : 
-Şimdiye kadar Erzurum'a tayin edilmiş valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
Köylünün biri cevap vermiş : 
-Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Paşa.
-Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yaptı?
-Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü!