ÖĞRENDİK Kİ …

Öğrendik ki...... Bir tek insanin sana "iyi ki varsın" demesi, var olduğumuz için mutlu olmamızı sağlar...

Öğrendik ki... Kabuklarımızı kırdığınızda içeriden sevilmek ve önemsenmek isteyen biri çıkıyor.

Öğrendik ki...... Aşık olduğunda ne yaparsan ondan gizleyemiyoruz.

Öğrendik ki... Olgunlaşmanın en kısa yolu bizden daha zeki insanlardan cevre edinmektir.

Öğrendik ki..... Bir çocuğun bize uzattığı hediyeyi geri çevirmemeliyiz...

Öğrendik ki... Bazen bir insanin tek ihtiyacı olan tutunacak bir el ve  kendisini anlayacak bir yürektir.

Öğrendik ki... Tanrı’ya biz istemeden bize verdiği her şey için şükretmeliyiz.

Öğrendik ki... Parayla "klas insan" olunmuyor.

Öğrendik ki...Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da herkes çılgınlıklarını paylaşacak birini arıyor...

Öğrendik ki... Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler gün sonunda koca bir mutluluk hissettiriyor.

Öğrendik ki... Tanrı gördüğümüz her şeyi bir günde yapmadığına göre biz hiç yapamayız.

Öğrendik ki... Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar vermesini sağlamak

Öğrendik ki... Her yarayı saran zaman değil sevgidir.

Öğrendik ki...Karsılaştığımız herkes gülümsememizi hak eder.

 

Öğrendik ki... Hiç kimse mükemmel değildir.. birine aşık olduğumuz ana kadar.

 Öğrendik ki... Fırsatlar asla yok olmaz.. bizim kaçırdıklarımızı daima yakalayan biri daima olacaktır.  

Öğrendik ki... En büyük pişmanlık, birine son bir kez "seni seviyorum" diyememiş olmaktır .

Öğrendik ki...Yumuşak kelimeler kullanmak,onları yutmamız gerektiğinde isimizi kolaylaştıracaktır

Öğrendik ki... Bir gülümseme, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yöntemidir.

Öğrendik ki.. Nasıl hissedeceğimizi kontrol edemesek de o hislerle nasıl basa çıkacağımızı kontrol edebiliriz.

 

Öğrendik ki... Hepimiz zirvede olmak isteriz ama asil keyif oraya tırmanırken yasadıklarımızdadır.

 Öğrendik ki... Zamanımız ne kadar azsa yapacak isler o kadar çoktur ve....

 Öğrendik ki..... Zaman alışmayı öğretir, ama unutmayı asla....!

ACI AMA GERÇEK

Bugünlerde...

Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı.

Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yasıyoruz.

Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı.

Diplomamız bol ama sağduyumuz az.

Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı.

İlaçlar çoğaldı, hastalıklar  arttı.

Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz.

Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz.

Aksam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz.

Az kitap okuyor, çok  televizyon seyrediyoruz.

Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik.

Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz.

Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.

Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık.

Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komsumuza geçmek için karsıya  geçmiyoruz.

Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz.

Havayı temizledik ama ruhları kirlettik.

Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık.

Çok  yazıyor ama az gelişiyoruz.

Daha çok plan yapıyoruz  ama daha az sonuç alıyoruz.

Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla...

Gelirimiz arttı, karakterimiz  zayıfladı.

Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi.

Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı.

Bilgisayar  ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz.

"Dünya  Barışı" der, silahlanırız!

Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalışırız.

Yani bugünlerde...

Eve çift  maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı...

Güzel evlerin yuva olamadığı...

Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin...

Yıka çık gönüllerin, tek  geceliklerin...

Kilo dertlerinin ve her derde deva  vitaminlerin...

Vitrinlerin dolu ama gönüllerin bos olduğu...

Günlerde yaşıyoruz!

SEVGİ, BAŞARI, ZENGİNLİK

Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz. "Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız" der."Lütfen içeriye gelin ve bir şeyler yiyin.

" "Evin erkeği içerde mi?" diye sorarlar adamlar."Hayır" der kadın. "O dışarıda.

""Öyleyse içeri gelemeyiz" diye cevap verirler.

Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde, kadın başından geçenleri kocasına anlatır.

"Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler" der.

Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder.

"Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz." der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister; "Niye giremezsiniz?"

yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:"Onun adı ZENGİN" der ve bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret eder. "O BAŞARI", ben ise SEVGİ" Sonra ekler ;"Şimdi içeri gir ve kocanla konuş, hangimizi evinizde istersiniz?"

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır.

Adam duyunca neşelenir."Ne güzel!" der, "Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun.

"Karısı itiraz eder; "Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?"

Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan çocukları duyar. Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler."Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mi? Evimiz sevgiyle dolar! "

"Kızımızın önerisini dikkate alalım" der adam karısına. "Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et."

Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar;"Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol".

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler.

Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarı'ya sorar: "Ben sadece Sevgi'yi davet ettim, siz niye geliyorsunuz? "

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler: "Eğer Zengini ya da Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı, ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse biz de oraya gideriz. Nerede Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır!"

Sevgiyle kal hayatta her istediğin yerine gelsin !..

GÜLÜMSEMEK

Her zaman mutluluğun doruğundayken gülünmez. Bazen sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurumun kenarındayken bile gülümseyeceksin.

Aşkın bir adı hüzünse, öbür adı mutluluktur. Yarısı zorluksa, diğer yarısı rahat bir soluktur.

Bir gün yüreğin kanarsa biri ağlar iste "O" gerçek dostundur.

Dostlarınla öyle yasa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yasa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.

Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla baslar. En uzun yolculuklar bir adımla baslar. Gerçek sevgiler ise küçük bir tebessümle baslar.

Değer verdiğin insan sana değer vermiyorsa, bırak kendi değeriyle kalsın.

Lüzumsuz şeylerin peşinden kosan, lüzumlu şeyleri kaçırır.

Gulu öyle bir sevmelisin ki, soranlara dikeni yok diyebilmelisin.

Dal rüzgarı affetmiştir, ama kırılmıştır bir kere.

İnsanları çılgına çeviren şey; bu günün deneyimi değil, dun olan bir şey için pişmanlık duymak ve yarinin getireceklerinden korku duymaktır.

Geldiğin zaman boşlukları dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.

Dostlar ırmak gibidir. kiminin suyu az, kiminin çok... kiminde ellerin ıslanır yalnızca, kiminde ruhun yıkanır boydan boya.

Hayatin en güzel ani her şeyden vazgeçtiğiniz zaman sizi hayata bağlayan biri olduğunu düşündüğünüz andır.

Karamsar olmak zor değil. Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Eksiklik

Çoğu insan eksik düşündüğü yönlerini göstermek istemez. Eksikliklerini herkesten saklamanın daha büyük bir eksiklik olduğunu anlamaz. Aşağıdaki hikayeyi okuduğunuzda bir eksikliğin üstünlüğe nasıl dönüştüğünü göreceksiniz. 

9 yasındaki bir Japon çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu tamamıyla kaybeder. Hem çocuk hem de ailesi yıkılır. 

Ailesi sırf çocuk oyalansın diye, Japonların en ünlü hocalarından birini tutarlar. Hoca kolları sıvar, çocuğa tek kolla yapabileceği yegane fırlatma hareketini öğretir. Gece gündüz çocukla beraber bu hareketi çalışırlar. Bir müddet sonra çocuk hareketi gayet iyi ve hızlı bir şekilde yapmaya baslar,fakat hocası Çocuğa her gün saatler boyu ayni hareketi adeta ezberletir. Çocuk bu hareketten sıkılır ve yeni hareketler öğrenmek istedikçe hocası bu hareketi dünyada en hızlı sen yapana dek çalışmasını ve başka hareket öğretmeyeceğini söyler. Bir müddet sonra çocuk bu hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca çocuğa artik bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Olacak şey değildir. Tek kollu bir judocu tek hareketle turnuvaya katılacak. Çocuk itiraz ettikçe hocası "Evlat;sen öğrendiğin hareketi yap,gerisini merak etme" diye öğütte bulunur. 1. tur 2. tur derken çocuk turları gayet rahat geçer. En nihayet finale gelir. Tek hareket bilgisi ile finale kadar gelen çocuğun finaldeki rakibi bölgenin en iyi judocusudur. Çocuk dev cüsseli rakibini görünce korkar. Hocası yine sakindir, "evlat sen bu harekette dünyada teksin, kendi oyununu yap yeter" der. Çocuk rakibine kendi hareketini simsek hızıyla uygular, rakip kalktıkça ayni hareketi yineler.İnanılır gibi değildir, çocuk tek kolla tek hareket sayesinde şampiyon olmuştur. 

Çocuk dayanamaz ve hocasına sorar "hocam inanamıyorum,ben nasıl şampiyon oldum?" der. Hocası yine sakin bir ifade ile söyle cevaplar, "Bu zaferin iki sırrı var oğlum. Birincisi judonun en güç hareketlerinden birini çok iyi yapabilmendir. İkincisi bu harekete karsı tek bir savunma vardır. O da hareketi yapanın sol kolunu tutmak!....

MERHABA SEVGİ...   MERHABA ARKADAŞ..

Merhaba gülen gözlü arkadaşım!

Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha..

Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.

Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca..

Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz..

Duyabiliyorum 'hayır olmalı' dediğini..

Haklısın arkadaşım!

Aslında insanlar senin gibi olmalı Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı,bir tebessümle nasıl görebileceklerini..

Sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler..

Ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler...

Eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi..

Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım..

Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi.

Hayır arkadaşım..Sevgi sadece sevgiliye duyulmaz..Sevgi evrenseldir.

Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu. O'nun yeri kalplerdedir..

Bir annenin kalbindedir Onun yeri, çocuğuna verebilmek için..

O'nun yeri bir bahçıvanın ellerindedir,sevgi tohumları saçabilmek için..

Evet sevgi her yerdedir..

Yeter ki sen onu bulmak iste..

Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte..

Unutma arkadaşım! Sevgiyi duyabilmekle de iş bitmiyor..

Sevgiyi göstermek de gerekiyor.

Hayat kısa arkadaşım, bu gün olan yarın yok!Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir..

Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmelisin..

Biliyorum arkadaşım, bana hak veriyorsun Şimdi koş sevdiğinin yanına! Önce ona gülen gözlerle sımsıcak 'SENİSEVİYORUM' deyiver,içinden gelen en sıcak sesinle..

Hayır, bunlar komik şeyler değil arkadaşım..

Seni seviyorum anne,seni seviyorum baba, kardeşim, arkadaşım demek komik değil..

Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil..

Sadece biraz cesaret arkadaşım..

Bu yalnızca yüreğinin buz kapladığını zanneden insanlara biraz zor gelecektir,ama onlar da senin gösterdiğin cesareti istediklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde VE ağlamayı öğrendiklerinde, inan her şey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak..

Evet arkadaşım!

Gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken,kalpleri kırmak niye?

Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünya da ki hiç bir şey kırılan kalplere değmez..

Şimdilik hoş çakal arkadaşım..

Yine gel..

Yanına senin gibi gülen gözlü, yüreği sevgi dolu insanları alıp yine gel olur mu?

Beni fazla bekletme .

Çünkü yarın burada olamayabilirim..

SENİ SEVİYORUM' demek için geç kalmayın!

SEVGİYLE KALIN