|
Dünyanın
pek çok madeni, insan vücudunda da mevcut
İNSAN VÜCUDUNDA HANGİ MADENLERİN BULUNDUĞUNU BİLMEK İSTER MİSİNİZ ?
Uzmanlar, vücuttaki madensel maddeleri ve eksikliklerinde yaşanacak
gelişmeleri ise şu şekilde özetliyor :
Sodyum: Gıdalarla alınan sodyumla böbrek tarafından
atılan sodyum miktarına bağlı olarak kanda ve tüm vücutta belirli
bir denge içinde bulunur. Böbrekler, atılan sodyum miktarını
değiştirerek belirli bir oranda bu dengeyi korumaya çalışır. Aşırı
terleme ve kusma ile tuz alınmadan aşırı miktarda su içilmesi
kandaki sodyum oranını düşürür, bol tuz yenilmesi ve az sıvı
alınması da bu miktarı normalin üzerine çıkarır. Bunların dışında,
öncelikle böbrek ve böbrek üstü bezi olmak üzere bazı organların
hastalıklarında da bu denge bozulabilir. Vücuttan tuz ve su
eksildiğinde, ağız kuruluğu, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı
ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de, su
zehirlenmesi olarak adlandırılan, adale kasılmaları, çırpınmalar,
şuur kaybı ve komayla ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir.
Potasyum: Hücrelerin içinde bol miktarda bulunup,
kanda ve doku arası sıvılarda daha az miktardadır. Böbrek ve böbrek
üstü bezi hastalıklarının dışında, kanda potasyum azalması aşırı
ishal ve kusma ile idrar söktürücü ilaçların uzun süre kullanılması
halinde görülür. İlk belirtisi kas güçsüzlüğüdür. İleri derecelere
vardığında bağırsaklara ve solunum kasları dahil olmak üzere tüm
kaslarda hareket kısıtlılığı olacak ve bu da hayati tehlikeye neden
olacaktır. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması, böbrek
hastalığı, ciddi yanıklar, kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak
idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir. Genellikle fazla
bir belirti vermeden kalp üzerinde toksik etkiler gösterebilir. Bu
etki de bazen hayati tehlikelere yol açabilir.
FOSFOR KALSİYUM İLE BİRLİKTE HAREKET EDER
Kalsiyum: Sağlıklı insanların kanının 100
mililitresinde 8.8 ile 10.4 mg. arasında kalsiyum bulunur. İnsan
vücudunda kalsiyum dengesi, paratiroid bezleri ve D vitamini
tarafından düzenlenir. Öncelikle kemik metabolizması ve kaslar için
gerekli bir madensel maddedir. Eksikliği halinde, dilde, dudaklarda,
parmaklarda duyu değişiklikleri, kaslarda ağrı ve kramplar görülür.
Kalp de bir kas olduğu için kalsiyum metabolizmasından çok
etkilenir. Uzun süreli kalsiyumdan fakir beslenme, kemiklerin
zayıflaması gibi bir sonuç yaratır. Kalsiyumun kandaki düzeyinin
gerektiğinden fazla olması hali, genellikle, paratiroid bezinin
hastalıklarında görülmektedir. Hafif dereceli yükselmeler, fazla bir
belirti vermez. Bu hastalarda sık böbrek taşları görülür. Kalsiyum
yükseldikçe kas güçsüzlüğü, böbrek kireçlenmesi, kemiklerde
gereğinden fazla kireç toplanması gibi durumlar belirir.
Fosfor: Kalsiyumla birlikte hareket eden bir
elemandır. Böbrek, paratiroid bezi ve hormon düzensizliklerinde,
vücuttaki fosfor dengesinde de bozulmalar olur. Kronik açlıklar,
bağırsaklardaki emilim bozuklukları, alkolizm, devamlı idrar
söktürücü kullanılması gibi hallerde kandaki düzeyi düşer. Tıp
dilinde hipofosfatemi olarak adlandırılan fosfor eksikliklerinde,
sinir ve kas ilişkisinde aksaklıklar, kas güçsüzlüğü, kas hücresi
yıkımı, beyin fonksiyonlarında bozulma, koma ve hatta ölüm bile
görülebilir.
Magnezyum: Magnezyum da vücudun önemli
elementlerindendir. Kanın bir litresinde 1.6 ile 2.1 miliekivalan
magnezyum bulunur. Eksikliğinde, iştahsızlık, bulantı, kusma,
uyuklama, güçsüzlük, titreme, kas seyirmeleri ve kasılmaları gibi
belirtiler görülür. Yüksekliği, böbrek yetersizliği olan hastalarda,
sindirim sistemi tedavisi amacıyla magnezyumlu ilaçlar verilmesi
halinde görülür. Kas refleksleri kaybolur, kalp elektrosunda
bozukluklar görülür, solunum ve dolaşım aksar, şok ve hatta ölüm
bile görülebilir.
Demir: Toplam olarak erkeklerde 3.45, kadınlarda ise
2.45 gr kadar demir, tüm vücuda dağılmış olarak bulunur. Bunun yüzde
60-70 kadarı kan hücrelerinde hemoglobin içinde, yüzde 10-12 kadarı
kaslarda miyoglobin içinde ve enzimlerde, yüzde 15-30 kadarı da,
karaciğer, dalak ve kemik iliğinde depolanmış olarak bulunur.
Gıdalarla alınır. Kadınlar her ay adet kanamalarıyla kan
kaybettikleri için, gıdalarında daha fazla demir bulunmalıdır. En
önemli demir kaynağı, et, karaciğer ve dalak gibi gıdalardır.
Gıdalarla az alınması, sindirim sisteminde demir emilimiyle ilgili
sorun olması, kan kaybı gibi hallerle vücutta demir azalması,
kendini demir eksiklği kansızlığı şeklinde gösterir. Bazı
hastalıklarda ya da ilaç şeklinde gereğinden fazla demir alınmasında
vücutta aşırı demir birikir. Zamanında tedavi edilmezse, karaciğer
sirozu, şeker hastalığı, ciltte bronz rengi, kalpte büyüme ve
tahribat gibi hayati önemi olan sorunlar çıkarabilir.
İYOT EKSİKLİĞİ GUATRIYA NEDEN OLUYOR
İyot: Vücuttaki iyodun yüzde 80 kadarı tiroid bezinde
bulunur. En önemli kaynağı, deniz ürünleridir. Denizden uzak, deniz
ürünlerinin yenmediği ortamlarda, eğer içme sularında da yeterli
iyot yoksa, iyot eklenmiş sofra tuzları kullanarak gereken miktarı
almalıdır. Yeterli iyot alınmadığı taktirde, iyot eksikliği guatrı
denilen bir tür guatr görülür. Eksikliğin ciddi olduğu hallerde,
tiroid yetersizliğine bağlı ciddi sorunlar görülebilir. İyot
fazlalığının sorun oluşturabileceği için, alınması gereken dozun
20-30 kat fazla çok uzun süreler için alınmalıdır. Bu da, ters bir
etki yaratarak tiroid bezinin çalışmasını durdurabilir.
Çinko: İnsan vücudunda toplam olarak 1-2.5 gram çinko
bulunur. Kemiklerde, dişlerde, saçta, deride, kaslarda, testislerde
ve karaciğerde depolanmış haldedir. Toprak yiyenlerde, bağırsak
paraziti olanlarda ve devamlı olarak lifli besinleri çok bol
tüketenlerde çinko eksikliği görülebilir. Eksikliği özellikle
gelişme çağındaki çocuklar için önem taşır. Yeterli çinko
alamayanlarda, gelişme bozukluğu, saç, deri ve tırnak sorunları
görülür. İleri boyutlu eksikliklerde, çocukların cinsel gelişmesi de
aksar.
Fluor: Kemiklerin ve dişin yapısındaki önemli
maddelerdendir. Çay ve deniz balıklarında bol miktarda bulunursa da
en önemli kaynak içme sularıdır. İçme sularına fluor katılması, o
suyu içen toplulukta diş çürüğü ihtimalini büyük oranda ortadan
kaldırır. Fluor alınması aynı zamanda osteoporoz denilen kemik
zayıflaması hastalığını da önleyici ve tedavi edici etki
yaratacaktır. Gereğinden fazla alındığında da zarar verebilir.
Kalıcı dişler üzerinde sarı-kahverengi lekeler ortaya çıkar ve diş
minesi bu bölgelerde tahrip olmaya başlar. aşırı fluor yüklenmesi
kemiklerde de normal dışı gelişmeler ve eklemlerde çarpılmalar gibi
belirtiler ortaya çıkarır.
Bakır: Normal bir erişkin insanda 100-150 mg. kadar
bakır bulunur. Bunun yüzde 90 kadarı kas, kemik ve karaciğerde
depolanmış haldedir. İleri derecede beslenme ve bağırsakta emilme
bozukluğu olanlarda bakır eksikliği görülebilir. Bu durumda
kansızlık, cilt ve kemik kusurları ve zeka gelişme bozuklukları
görülür. Bakırın da fazlası zehirleyicidir. 15 mg.dan daha fazla
elementel bakır yutulması halinde, bulantı, kusma, ishal, karın
ağrısı, yaygın kas ağrıları gibi belirtiler ortaya çıkar. Zihinsel
kusurlar ile koma ve ölüm de görülebilir.
Kobalt : B 12 vitamininin yapısına katılır. Eksikliği,
bir çeşit kansızlık yapar. Kobalt eksikliği bulunanların kansızlık
amacıyla kullanılan ilaçlarına mutlaka kobalt katılmalıdır. Ancak
kobalt tedavisi, bu zehirli bir madde olduğu için çok dikkatle
sürdürülmelidir. Aşırı miktarlar, özellikle çocuklarda tiroid
eksikliği ve kalp yetersizliği gibi tehlikeli durumların
ortaya çıkmasına neden olabilir.
AŞIRI SELENYUM TEHLİKELİ
Krom: Kromdan zengin bir madde olan bira mayası
kullananlarda, kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarında düşme,
şeker toleransında düzelme görülmektedir. Şeker hastalarında ise
insülin ihtiyacı azalmaktadır. Ani kilo kaybı, sinir uçları tahrişi
ve şeker toleransı bozukluğu olanların tedavisinde en etkili madde
kromdur.
Selenyum: E vitaminiyle birlikte, antioksidan bir
madde olarak tanınır. Böylece hücre yıkımını yavaşlatmak gibi bir
etkiye sahip olur. Selenyumdan eksik beslenmenin çok uzun süreler
devam etmesi, vücuttaki selenyumun da azalmasına neden olur.
Özellikle Çin'in bazı bölgelerinde çocukluk döneminde görülen kalp
kası hastalıklarının nedeni selenyum eksikliğidir. Daha düşük
boyutlu selenyum eksikli Yeğinde tırnak yatağfdnında beyazlanma,
kaslarda ağrı ve hassasiyet görülür. Selenyumun da aşırısı zarar
verir. Özellikle hücre yaşlanmasını yavaşlatıcı etkisinin
belirlenmesinden sonra, selenyum haplarını gereğinden fazla kullanan
kişilerde zehirlenme belirtileri görülebilmektedir. Aşırı selenyum
alındığı hallerde saç ve tırnak dökülmeleri, deri döküntüleri ve
polinevrit denilen sinir rahatsızlığı ortaya çıkar.
Manganez: Kemiklerin ve bir çok enzimin yapısına giren
manganez, kepekli tahıllarda, yeşil yapraklı sebzelerde ve çayda bol
miktarda bulunur. Manganez zehirlenmesi ise beslenmeyle fazla
manganez alınmasıyla oluşmaz. Nadiren, manganez üretimde çalışan
kişilerde ortaya çıkabilir ve Parkinson hastalığı benzeri sinir
sistemi belirtileri ortaya çıkarır.
Molibden: Çok uzun süre, sadece damardan beslenmek
zorunda kalınılan bir hastada molibden eksikliği görülmüş. Bu
hastada çok hızlı bir nabız, hızlı solunum, gece körlüğü, görme
bozukluğu, aşırı uyarılma ve koma ortaya çıkmış. Ancak bu durumun
çok seyrek olduğunu da bilmek gerekir.
Silisyum: Hayvan deneylerinde, silisyum eksikliği,
gelişme geriliği, kemik, kıkırdak ve bağ dokusu bozukluklarına neden
olmaktadır. Ancak şu ana kadar insanlarda silisyum eksikliği ile
ilgili bir tespit yapılamamıştır. Fazlalığı ise magnezyum trisilikat
yapısında olan antiasitleri, mide rahatsızlığı nedeniyle uzun yıllar
boyunca kullanan kişilerde görülür. Bu kişilerde silikat yapısında
olan böbrek taşlarına sık rastlanılmaktadır.
|