İbrahim Çallı

(Çal, Denizli, 1881 - İstanbul 1960)

 Tevfik Elçioğlu, Grafik Saati, İstanbul

 İlk resim derslerini, askeri okula girmek için geldiği İstanbul’da, bir resim öğretmeninden aldı.Daha sonra Kapalıçarsı’da çalışan ressam Ruben Efendi'den resim öğrendi.1906 yılında Şeker Ahmet Paşa'nın oğlu İzzettin Bey aracılığıyla Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi.Altı yıllık okulu üç yılda bitirdi.

 

1910 yılında Maarif Nezareti'nin açtığı 'Avrupa'ya tahsile     gönderilecek öğrenciler' yarışmasında 'Çıplak Adam' ve 'Hareket Ordusunun Muhafız Alayından Maksut Çavuş' adlı tablolarıyla birinci oldu.Aynı yıl Hikmet Onat ve Ruhi Arel'le birlikte Paris'e gönderildi.

İbrahim Çallı; Namık İsmail, Hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran ve Avni Lifij'le birlikte, Paris Ecole Nationale des Art Decoratifs Fernand Cormon atölyesinde 4 yıl resim eğitimi aldı.

Cormon; Empresyonist ve Kübist denemelere şiddetle karsı çıkan bir ressamdı; Modern eğilimleri soysuzlaşma, yozlaşma olarak nitelendiriyordu. Oysa ki gerek Çallı gerekse arkadaşları; eğitmenlerinin aksine Empresyonizme yakın bir teknik benimsedi.

 1914 yılında Birinci Dünya Savası çıkınca, eğitimini tamamlayamadan yurda dönen Çallı; aynı yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde Vallaury'nin yardımcılığına getirildi ve Resim Bölümü, Yağlıboya Atölyesi öğretmeni olarak göreve başladı.

Ada çamları arasında gezinen hanımlar, balolar, ve kadın portreleriyle öne çıkan Çallı; Türk resminde ilk nü (çıplak) çalışan ressamdır.

 Resimlerinde lirik anlatım sezilen Çallı’nın bu dönemde yaptığı tablolarda dengeli bir kompozisyon kaygısı sezilir. Siyah ve kahverenginin soyutlandığı resimlerinde; özgür fırça vuruşları ve isçiliği dikkat çeker.

 1917'de Yurda döndükten sonra Çallı, Enver Paşa’nın talebiyle, savaş resimleri yapmak için Şişli'de açılan Harbiye Nezareti atölyesinde çalıştı.

 Müttefik ülkelere Türk toplumunun değişen yüzünü sanat yoluyla aktarmak amacıyla gerçekleştirilen bu etkinlik sırasında birçok sanatçı, Şişlideki ahşap bir atölyede gece gündüz savaş konulu resimler üretmişler ve bunlar daha sonra Viyana ve İstanbul’da sergilenmişlerdir. (*)

 1917 yılında Galatasaray salonlarında sergilenen savaş resimleri arasında İbrahim Çallının Boğalı Kadın, Topçu Mevzi

Alırken, Yaralı, Siperde Sabah, Çadır Önünde ve karakalem subay isimli desenleri vardır.

 İbrahim Çallı Galatasaray Salonları’ndaki bu sergide Sanayii Nefise madalyası almıştır.

 1923'den sonra manzara ve natürmortların yanı sıra Atatürk devrimlerini ve özellikle Kurtuluş Savası’nı konu alan resimler yaptı.

 Bu döneme ait, Mimar Sinan Üniversitesi resim ve heykel müzesinde bulunan İstiklal Savası’nda Zeybekler (1923), Atatürk Portresi (1935), Süvariler (1936), Hatay’ın Anavatana Hasreti (1938) gibi baslıca eserlerinde, daha geleneksel bir yaklaşım benimsedi. Türk Topçularının Mevzie Girişi (1917, Mimar Sinan Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi) adlı yapıtı da Türk resminin ilk büyük boyutlu kompozisyonları arasında yer alır.

Cumhuriyet Döneminde yaşanan, Beyaz Rus akınıyla İstanbul’a gelip bir süre kalan ressam Alexis Gritchenko'nun etkinde kalan Çallı, 1927 yılında  'Mevleviler' isimli resim serisine imza attı. 

 Bu seriyle Çallı,  uygulamakta olduğu empresyonist teknikten vazgeçti ve Rus ressamın da etkisiyle; grafiğe yakın, şematik ve fazla karışık olmayan bir renk stilini benimsedi. Bu resimlerde Çallı; detaylardan arınmış düz renklere yöneldi. 

 Çalışmalarında nesnelerin hatlarını, keskin konturlarla belirtmek yerine  sıcak ve soğuk renklerlerin dansıyla tasvir etti. Eskiz ve desenlerini yumuşak fırça darbeleriyle çizdi. Bu çalışmalara örnek olarak; Salah Cimcoz Portresi, Resit Safvet Portresi, Camlıkta Kadınlar, Lütfiye İzzet Portresi gibi yapıtlarda gösterilebilir.

İbrahim Çallı, 1947 yılında emekli oluncaya kadar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına acılan atölyede resim öğretti. Seref Akdik, Refik Epikman, Elif Naci, Ali Celebi, Zeki Kocamemi, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati gibi birçok ünlü ressam yetiştirdi.

 1950 yılında kurulan 'Ressamlar Derneği'ne önderlik etti. 1956 yılında adı 'Ressamlar Cemiyeti' olarak değiştirilen derneğin, günümüzde 400'e yakın üyesi vardır.

 Sanatçı, düzenli olarak Galatasaray sergilerine, aralıklı olarak da Devlet resim ve heykel sergilerine katıldı.

 Baslıca eserleri arasında Defli Kadın (73x100 cm.,İstanbul Resim ve Heykel Müzesi), Zeybekler (153x183 cm.,Ankara Resim ve Heykel Müzesi), Arzuhalci (50x60 cm.,özel koleksiyon), Mevleviler (60x74 cm.,özel koleksiyon), Boğaziçi’nden Peyzaj (33x45 cm), Balıkçı (35x23 cm), Gül Koklayan Kadın (50x72 cm) ve Bir Balo Gecesi (75x80 cm.,özel koleksiyon) adlı tabloları sayılabilir.

 Son yıllarında ise en tanınmış yapıtları arasında yer alan Manolyalar isimli tabloya (74x100 cm.,İstanbul Resim ve Heykel Müzesi) ve bir çok natürmorta imza attı.

 1947 yılında Güzel Sanatlar Akademisinin üst düzey kadrolarıyla anlaşamazlığa düşen İbrahim Çallı, akademiden ayrıldı ve 65 yaşında emekli oldu.

 Çallı, Kuşağının sanatçıları arasında öncü sayılmış, üne kavuşmuş, çekiciliği, esprileri, akademi hocalığına paralel yürütebildiği bohem yaşantısıyla da çevresinin sevgi ve yakın ilgisini çekmiş bir ressamdı.

 

Asmalımescit 74 adlı kitabında Fikret Adil, dönemin ressamlarını ve onların etrafında gelişen bohem hayatı da konu edinmiş ve bu bohem hayat içerisinde tanıştığı Çallı’dan “Dallı” olarak söz etmiş ve şunları yazmıştı:

 

 

“...Yukarı çıktım. Şeyh Memduh, yanında tanımadığım birisi ile oturmuş içiyorlardı. Şeyh arkadaşını takdim etti:

-Resim üstadlarından Dallı..

Kır saçları kabarmış, zeki ve çok sevimli bakışlı parlak iki gözü vardı. Bir peygamber gibi ağır ağır söylüyordu.

-Yarabbim, dedi, bu memlekette güzel sanatlar ne kadar ihmal ediliyor. Bir Mikel Anj gelse burada mahvolur. Ben profesörüm dedim de karakoldan ‘sen delisin’ diye beni bıraktılar.” [ADİL, Fikret; Asmalımescit 74(Bohem Hayatı), s.30]

Çallı, yaşadığı dönemdeki, tüm yıkıcı eleştirilere ve etrafını saran, dar görüşlü sanat ortamına karsın 1960'lara kadar uzanan yasam çizgisi içinde, sanat tutkusunu yüreğinde işitip büyüten ve çevresine sıcak ışıklar saçan ayrıcalıklı bir ressam olarak eserler vermiştir.

 

Resim Kulübü Öğrencileri tarafından çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.